Spontan Bir Röportaj: Ege Soley

Elif Seyrekbasan

Ege Soley, Fransa’dan dönüp de “ben çiçekçi dükkanı açacağım” dediği andan itibaren çiçeğe dair algının değiştiğini düşünüyorum şahsen. ‘Çiçekçi’ diyorum çünkü Ege, “Ben işimi soranlara ‘çiçekçiyim’ diyorum” diyecek kadar mütevazı. Oysa botanik, çiçekler ve türevi konularında tanıdığım en fazla bilgi sahibi insanlardan.  Nev-i şahsına münhasır bir isim olan Ege Soley’in yalın çizgisi ve net tavrı çiçeklerinin ötesinde onun değişmez gerçeği bana kalırsa. Sosyal medyada görüp de laflamaksa pek keyifli, sizinle paylaşmak da cabası…

Ege selam, nasılsın? Yoğun musun yine?

Ege Soley: Selam, iyiyim. Yoğun olmaz olur muyum, yoğunum ama keyifli.

Bu aralar neyle meşgulsün?
Ege S: Haziran ayı boyunca sürekli düğünlerle meşguldük, hafta içleri planlama ve hazırlıkla, hafta sonları da uygulama ve süslemelerle geçti. Malum yaz sezonu demek, düğün demek. Temmuz aynın gelmesiyle biraz daha sakinleştik. Ben de bu ay itibariyle, özellikle hiçbir şeyle meşgul olmamayı umuyorum. Biraz durmam, dinlenmem gerek. Hayat ve iş tempomu daha insani şartlara çeksem iyi olacak. Zaten genel olarak da işten ziyade kendimi ve kendi isteklerimi daha çok düşündüğüm ve onlara göre hareket ettiğim bir dönemindeyim hayatımın.

ege portre

Çiçek ilgisinden başlayıp Ege Soley Event Corporate Flowering’e geçen zaman nasıldı? Ya da ilgili miydin çiçeklere daha önce?
Ege S: Aslında pek çiçek ilgisi yoktu başta 🙂 Ben de genel olarak tasarım yapmak, ama farklı bir malzeme kullanmak istiyordum.  Bu işe başlayana kadar çiçekten anlayan biri de değildim. Düşünüldüğü gibi çocukluğumu annemin romantik çiçekleri ve süslemeleriyle de geçirmedim. Daha ziyade çalışkanlığımla deli cesaretimin karışımı ortaya böyle bir şey çıkardı. Paris’te 4 sene çıraklıktan ustalığa giden fazla yorucu bir yolun sonunda kendi dükkanını açıp bambaşka bir kulvarda yorulmak, hem hala garip, hem de baya eğlenceli oluyor.

Böyle bir marka yarattın, neler oluyor bu marka altında?
Ege S: Ağırlıklı olarak kurumsal çalışıyorum, şirket davetleri, hediyelik çiçekleri, ofislerin çiçekleri, ayrıca tabi düğün organizasyonları ya da daha küçük davetlerin çiçeklerini yapıyorum. Ev ve iş yerlerinin haftalık taze çiçek servisini de yapıyoruz.

Kişisel olarak çiçeksel birçok aktivitenin senin dükkan açmandan ve bu olaya imzanı atmandan sonra boyu değiştirdiğini düşünüyorum. Sen de aynı şeyi düşünüyor musun?
Ege S: Biraz öyle oldu evet. Ben Paris’ten dönüp dükkanı açtığımda şimdi olan bu yeni konsept çiçekçiler yoktu, hepsi benden sonra tek tek ve hızla açıldı. Seviniyorum bu duruma aslında. Benim de istediğim şey her zaman güzel bir şeyler katmaktı şehre. Öyle de oluyor bakarsan, her yeni açılan yer başka bir tat. Aynı şekilde workshoplar da mesela benden sonra çoğaldı, ilgilenenler için de farklı seçenekler oluştu böylece, böyle bir şeylere önayak olmak çok gurur verici.

ege2

Senin yaptığın işi yapan birçok isim botanik konusunda bilgili değiller. Aranjman yapıp buna ‘tasarım’ olarak adlandırıyorlar. Ne düşünüyorsun bu konuda, sen yaptığın işi nasıl tanımlıyorsun? Çiçek tasarımcısı mısın mesela? 🙂
Ege S: Benim titrlerle aram pek iyi değil, pek büyük laflardan hoşlanmıyorum. Ben soranlara çiçekçiyim diyorum. Çiçek tasarımcısı fazla havalı geliyor bana. Ama herkes kendi isine istediği gibi bir isim vermekte serbest tabi. Dediğin doğru, birçok malzemeye göre çalışması çok zor bir alan. Bir kere her şeyden önce canlı olan bir şey çiçek, ama bir yandan da en “ham” haliyle bile olabilecek tüm malzemelerden daha güzel bir şey. Biraz renk ve doku hissi kuvvetliyse insanın, evinde bile çok da zorlamadan bir şey yaratabiliyor tabi. Orada da biraz tarz, biraz kişinin kendi duruşu olaya kimlik katıyor bence. Gördüğüm kadarıyla su anda meslektaşlarımın arasında en sade ve minimal işleri yine ben yapıyorum, bu da tamamen benim şahsımla ilgili bir durum.

ege 3

Çiçeği yaşam alanlarında nasıl konumlandırmaktan yanasın? Senin gözünle dekorasyon ve çiçek bağlantısını açar mısın?
Ege S: Çiçeğin mutluluk verici bir şey olduğu konusunda sanırım hemfikiriz. Bence evden de öte ofislerde, çalışma masalarında insanı gözü takıldığında mutlu edecek bir çiçek, bitki, mutlak surette olmalı. Çocuğunun resmini koymak gibi yani, ona baktığında insan dışarıda da bir hayat olduğunu hatırlamalı. Bunun için de çok havalı aranjmanlara gerek yok, tek bir dal bile yaratabilir bu etkiyi, eğer insan isterse. Daha geniş alanlarda veya evlerde ise kullanılan çiçek elbet öncelikle mekanın kimliğiyle ve renkleriyle bağlantılı olmalı. Biz de her turlu ev daveti / süsleme öncesinde mekanı mutlaka analiz eder, ev sahibinin stilini iyice anlamaya çalışır öyle hazırlarız çiçeğimizi.

Uzaktan bakıldığında çiçeklere derin anlamlar yükleyen inanılmaz duygusal yaklaşan bir şey yapıyor gibi değil de ‘evet bu bir iş ve ben ciddiyetle en iyi şekilde yapıyorum’ der gibi bir duruşun var. Yanılıyor muyum yoksa?
Ege S: Biraz önce de söylediğim gibi ben çiçekleri her şeyden önce malzeme olarak görüyorum. Tasarım yapmak (bu kalıp da her şey için kullanılır oldu asında ama) için birer araç gibi düşünüyorum. Bundan öte bir şey değil aslında. Doğanın bir parçasıyla çalışmanın benim için biraz ruhani bir tarafı da var. O da bizim onlara yüklediğimiz içi boş anlamlardan çok uzakta, hatta herkes için farklı boyutlarda belki de. Dükkanı açarken bugüne kadar çok fazla fikrim değişti, insan elbette işiyle birlikte büyüyor, öğreniyor ama en basından beri ‘romantik çiçekçi’ kılıfına yakışmadığımı ve zaten orada durmak istemediğimi biliyorum. Biraz daha mesafeli, ciddiyim.  Öyle olanların kolaylıkla ısındığı bir mağazam ve markam var. Gayet de memnunum bu durumdan.

ege 4

Değinmeden edemeyeceğim bir konu daha var. Succulentler’in* önlenemez yükselişi ve terrarium popülaritesi nereden çıktı böyle?
Ege S: Her dönem yeni bir şeyler çıkıyor. Tüketim toplumu böyle bir şey maalesef. Bu dönem de terrarium oldu işte. Ne kadar sürer bilinmez ama bir noktada ondan da sıkılacağımız kesin, ben sıkıldım bile hatta her yerde görmekten. Ama yine de böyle şeylerin üretilmesi, etrafa yayılması güzel. Eninde sonunda bitki güzel bir şey çünkü. Dediğim gibi, bir kulenin 20. katında bütün gün bilgisayar basında oturan bir insanın da arada gözünün takılacağı ‘gerçek’ hayatın nasıl bir şey olduğunu hatırlamak için bir takım simgeler gerekiyor.

Şu an yaptığın işi harika bir noktaya taşımış bir isimsin peki gelecek? Daha yapmayı planlıyor Ege Soley?
Ege S: Çok teşekkür ederim, yapacak iş bitmez tabi ama ben biraz ağırdan alıyorum bu aralar. Bugüne kadar epey hızlı gelip çok fazla şey yapmışım sanırım.  Yeni yeni fark ediyorum. Hiçbir zaman büyük hırslarım olmadı. ‘En iyi’, ‘en meşhur’ olmak gibi iddialarım da olmadı. Buraya kadar da tamamen hayatın estirdiği rüzgarlarla geldim, bundan sonra da yine plansız gideceğim sanırım. Çiçekçiliğin yanında benim bir de yazmak gibi bir meşgalem var. Henüz detaylarını çok açıklayamayacağım bir kitap için çalışıyorum. Vaktimin yarısı da ona gidiyor son 6 aydır zaten. İdol konusuna gelince, ne Amerikalılar, ne İngilizler, benim tasarım konusundaki idollerim her zaman Japonlar. Çiçek tasarımcısı olarak da (iste ona çiçek tasarımcısı demeliyiz bence) tek bir isim vereceksem Yuji Kobayashi derim.

Hemen bakıyoruz senden öğrendiğimiz bu isime:) Peki, çalışırken ne dinlersin?
Ege S: Yazı yazarken bu ara sadece Melody Gardot veya Sophie Milman dinliyorum.  Onlar dışında da zaten çoğunlukla caz dinliyorum. Tezgah başında iş yapıyorsam genellikle daha enerjik bağıra bağıra söyleyebileceğim şarkılar istiyor canım. Kool & the Gang ‘den girip Beady Belle’den çıkabiliyorum. Asla hayır diyemeyeceğim tek kadınsa Sia.

Senden ilham almak üzere son sorumu sorayım o zaman. En son tavsiye edilesi ne okudun?
Ege S: Alice Munro’nun Firar’ını. Benim kadar roman aşığı bir insana öykü okutabilen tek kadın Alice Munro. Her kitabını şiddetle tavsiye ederim.

Çok teşekkür ediyorum bana vakit ayırdığın için:)

*succulent:  Aloe ve kaktüs gibi yaprak, gövde ya da dokulara sahip bitkilerdir. Yapraklarına, saplarına, gövdeye ve köklerine su toplayabilirler. Kalın ve etli yaprakları çoğu zaman ince bir tabaka ile veya ince tüylerle kaplı olduğundan suyun buharlaşmasını engelleyerek uzun süre yaşayabilir. Kapalı mekanlar için ideal bitkilerdir. 

Pin It

BU MAKALELER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR