Mimar Faruk Malhan Türk Fransız Moda ve Tasarım Atölyesi’ndeydi

Koleksiyon Blogger

Faruk Malhan ‘Konut Dizaynında Geleneksellikle Modernizm Arasındaki Geçişler’ temalı panelde konu hakkındaki görüşlerini paylaştı.

İle de France Bölgesi ve Paris Capitale de la Creation konsorsiyumu tasarım alanlarında Paris – İstanbul eksenini güçlendirmek amacı ile 24 Eylül’de Fransız Sarayı’nda Fransa Büyükelçiği’nin katkıları ile bir workshop düzenlendi.

Paris’te gerçekleştirilen başlıca moda ve tasarım fuarlarının başkanlarını sektörün önde gelen yabancı ve Türk temsilcileri ile buluşturan bu özel workshop kapsamında, tasarım dünyasının en son trendleri tartışıldı. Faruk Malhan’ın konuşmacı olarak katıldığı ‘Geleneksellikle Modernizm Arasındaki Geçişler’ başlığı altında tasarım konularının işlendiği üç ayrı oturum şeklinde gerçekleşti. Organizasyona aynı zamanda Fransa’nın eski başbakanlarından Édith Cresson da katılırken, Faruk Malhan ile bir süre sohbet ederek Koleksiyon ve Türk tasarımı üzerine bilgi aldı.

Konuşmasına yerel ile tasarım arasındaki ilişkiye değinmeden önce kendi gözünden İstanbul’u anlatarak başlayan Faruk Malhan İstanbul’un konumu ve tarihi gereği gördüğümüzün çok ötesinde bir enerjiye sahip olduğunu, bu sebeple Batı dünyasının gösterdiği ilgi ve gerçekleşen toplantının ne kadar önemli olduğuna değindi.

“Gelenekle ilişki etnik ve nostaljik bağlardan kurtulmuş, geleceğe doğru yönelen hatları içinde barındırabilen bir yapıda olmalıdır.”
Faruk Malhan, tasarımcının geleneksel ve modern çizgisinin nasıl olması gerektiğinden bahsederken “Gelenekle ilişki etnik ve nostaljik bağlardan kurtulmuş, geleceğe doğru yönelen hatları içinde barındırabilen bir yapıda olmalıdır” dedi. 70’li yıllarda Koleksiyon’u kurarken en büyük amacım tasarımı hayatın her alanı ile tanıştırabilmekti. Bu süreçte ürün tasarımında daha yavaş olmakla birlikte moda gibi alanlarda dünya çapında çok güzel işler yapan tasarımcılarımız yetişti.’ şeklinde konuştu.

“Tasarımcının kamusal alanı dikkate alması en önemli öğedir.”
Konuşmasına tasarım ve tasarımcının durduğu yer konusundaki görüşlerini paylaşarak devam eden Faruk Malhan, Fransa’nın tasarım konusundaki yerinin çok önemli olduğunu, ilk olarak Fransa’da açılan galeriler sayesinde sanatçıların tasarımlarını halk ile buluşturma imkânına kavuştuğunu, din ve aristokrasi etkisi altında kalan sanatçının ilk kurtuluş noktasının bu olduğunu ve Fransa’nın tasarıma kucak açıp, gelişmesine imkân sağladığını söyledi. Malhan konuşmasına şöyle devam etti: ‘Tasarımcının durduğu yere baktığımız zaman tasarımın resmi olarak endüstri devriminden sonra başladığını görüyoruz. Bu süreçte endüstri ile kullanıcı arasında görev yapan yeni bir aktör grup ortaya çıkmıştır. Bu aktör grupta yer alan tasarımcının kamusal alanı dikkate alması en önemli sorumluluktur. Yararlılıktan ötede karlılık ve satıla bilirlik parametresi ile yapılan ve yaptırılan tasarımların geri döneceği bir gerçektir. Bu noktada hem tasarımcının hem de tasarımcıyı yönlendiren sektörün kamusal alanı dikkate alması çok önemlidir. Bununla birlikte her tasarımın kendi yerel değerlerini uluslararası boyuta taşımasının küresel başarı için en önemli parametre olduğu yadsınamaz.’

“Bir şehri ayakta tutan o şehrin sahip olduğu yaratıcı titreşimdir.”
Konuşmasının sonunda toplantıya katılan Türk ve Fransız katılımcılara teşekkür eden Faruk Malhan ‘Bir şehri ayakta tutan o şehrin sahip olduğu yaratıcı titreşimdir. İstanbul ve Paris de bu bağlamda titreşimi çok yüksek olan şehirlerdir. Bu iki şehrin senkronizasyonu ile gelişecek sedaların çok başarılı olacağına şimdiden inanmaktayım.’ dedi.

Türkiye ile Fransa arasında moda, mobilya ve dekorasyon alanlarındaki tarihi bağları da hatırlatan bu atölye, Paris ile İstanbul arasındaki ekseni güçlendirmek üzere yeni ortaklık imkânlarını da ele aldı.

Pin It

BU MAKALELER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR