Hareketin Güzelliğinden Stabil Otoportrelere…

Elif Seyrekbasan

Hareketin Güzelliğinden Stabil Otoportrelere…

Dilek Öztürk, tasarımla ilgili mecralarda adına sıkça rastladığınız bir isim olabilir. Çeşitli karma sergilerde de fotoğraflarını görmüş olabilirsiniz. Bugün farklı projeler için hem fotoğraf çekiyor hem de yazı yazıyor; özünde de bu ikilinin birbirini sıkıca beslediğini savunuyor. Bir süredir bizim de yazılarını keyifle paylaştığımız Dilek’le RenArt Sanat Galerisi’nde gösterilen ve geçtiğimiz hafta son bulan ikinci kişisel sergisini; The Act is Beauty’i konuştuk.

Elif Seyrekbasan: The Act is Beauty ilk kişisel sergin miydi? Öncesiyle ve fotoğraf çekmeye nasıl başladığına dair kısaca bilgi alabilir miyim?

Dilek Öztürk: Ocak ayında Lomography Galeri İstanbul’da bir sergim oldu, 637 gün boyunca tuttuğum tesadüfler günlüğünü sergiledim. Fotoğraf kendimi ifade edebildiğim bir araç oldu benim için uzun zamandır. Sonrasında fotoğrafa yazı da eklendi. İkisi birbirini besliyor artık. Fotoğraf çekmeye Kabataş Erkek Lisesi’nde başladım, eğleniyordum fotoğrafla. Karanlık odamız, stüdyomuz vardı. Üniversitede çok üzerinde duramadım açıkçası ama eninde sonunda devam edeceğimi biliyordum. Mezun olduktan sonra moda fotoğrafçılarına asistanlık yapmaya başladım. Biraz piştikten sonra, akademik alanda fotoğraf ve diğer görsel disiplinler üzerine çalışmaya karar verdim. Bilgi Üniversitesi’nde Görsel İletişim masterı yaptım. Master üç yıl sürdü, bir dönem değişim programı ile İtalya’ya gittim. Bu süreçte yaptığım projeler kendi dilimi oluşturmam açısından çok faydalı oldu. Başlarda daha kurgusal giden çizgim şimdi daha yalın. Fotoğraf, bir stil oturtmak için uzun zaman gerektiren bir mecra. Acele etmemek gerekiyor. Yüksek lisans bitirme projem ‘inside-outside’ New York ve ArtBasel Miami’de sergilendi. Geçtiğimiz dönem de yine RenArt’ta ve MIXER’de birer karma sergiye katıldım.

dilek2

E: The Act is Beauty sergisinin tesadüfi bir şekilde ortaya çıktığını biliyorum, nasıl gelişti?

D: Sovyet estetiği ve mimarisine karşı özel bir ilgim var. Doğu bloğu ülkelerine yaptığım bir seyahatte, yanıma makinelerimi ve tripodumu da almıştım, bir şey arıyordum ama ben de ne olduğunu bilmiyordum tam olarak. Polonya’nın Lodz şehrinde tipik bir sosyal konut alanı buldum. Zilleri basıp apartmanlardan birine girdim ve çatıya çıktım. Serideki gerilla hareketine referans buradan gelir. Çatıda bulduğum mekan beni çok heyecanlandırdı, ne zamandır belleğimdeki görüntülerinden birkaçına karşılık geliyordu. Üzerimde turuncu bir yağmurluk vardı, yağmur yağıyordu. Tripodumu kurdum ve çatının ucuna gidip çekim yapmaya başladım. Mekanların sterilliği ve yalnızlığına, aradalığına karşı bir tutku bu (Bu projenin öncesi salt mekanları çektiğim a space in-between serisine dayanır).

E: Farklı ülkelerde, farklı noktalarda kendini fotoğraflayarak nasıl bir mesaj vermek istedin?

D: Bir mesaj vermek istemedim. Mekanların hafızamda kalan izlerini göstermek ve kendimi dahil etmek istedim. Ben de peyzajın, mekanın bir parçası haline geldim mekan düzeni içinde. Bu düzeni bozma-yapma arasında gidip geldim.

dilek4

E: Tüm seyahatlerin sonunda İstanbul fotoğrafları nasıl ortaya çıktı? Yurt dışındaki fotoğraflar spontan görünüyor olmasına rağmen İstanbul fotoğraflarında bir prodüksiyon kendini hissettiriyor? İstanbul fotoğraflarını farklılaştırarak nasıl bir mesaj vermek istedin?

D: Tesadüfi başlayan akışı İstanbul’da kurguyla tamamlamak istedim. Burada renkli bir strüktür var. Keçeden bir elbise yaptım kendime ve İstanbul’un belleğimde kalan izleri önüne bu strüktürü koydum. Hem serinin tekrar eden yalınlığını kırsın, hem de mekanların düzenini bozsun diye.

E: RenA rt’taki sergin geçtiğimiz hafta son buldu? Kaçıranlar için The Act is Beauty serisi başka bir yerde de sergilenecek mi?

D: Şimdilik böyle bir plan yok.

dilek3

E: Bu seriye devam etmeyi düşünüyor musun?

D: Her zaman! Ama tabii bakış açım, karşıma çıkanlar zamanla değişecek ve bambaşka bir hal alacak. Başladığın noktadan çok uzaklaşabiliyorsun, bu iyi bir şey.

E: The Act is Beauty’den sonra sergi projesi var mı?

D: Kişisel yok, ama Kasım ayında birkaç çalışmam Contemporary İstanbul’da sergilenecek.

E: Çalışmaların nereden takip edilebilir?

D: Web sitem www.dilekozturk.com, A space in between adında farklı bir projeme  http://www.dilekozturk.com/a-space-in-between adresinden ulaşılabilir.

E: Teşekkür ediyoruz Dilek, yepyeni projelerinde yine bir araya gelmek üzere…

Pin It

BU MAKALELER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR