20. Yüzyıl Sanatı İçin Yeni Bir “Ev”

Can Taşkent

 

Berlin’de Potsdam Meydanı yakınlarında 1960’lı yıllardan beri Kulturforum diye bilinen bölgede müzeler, konser salonları, kütüphane ve çeşitli kültürel enstitüler bulunur.

Alman hükümeti 2014 yılında burada Nationalgallerie’ye ait 20. Yüzyıl eserlerinin bir arada sergilenebileceği yeni bir müzenin yapımı için 200 milyon euro’luk bir fon ayırdı. 2016 yılında açılan proje yarışmasını kazanarak işi üstlenen mimarlar Herzog & De Meuron, geçtiğimiz günlerde revize edilmiş projelerin tanıtımını yaptı.

 

Museum des 20. Jahrhunderts , Herzog & De Meuron, 2016-2019. Görsel: Herzog & De Meuron

 

Yeni müze Hans Scharoun’un dünyaca ünlü Filarmoni ve Oda Müziği binaları ve Mies van der Rohe’nin tasarımı modern mimarinin ikonik örneklerinden biri olan Yeni Nationalgalerie binası arasındaki boşlukta yer alıyor.

Mimarların kendi ifadesi ile “Ne Mies’in kusursuz saflıktaki galeri binasıyla iddialaşacak soyut bir form, ne de Scharoun’un ikonik heykelsi formları ile rekabete girecek organik bir kompozisyon” arayışına girilmiş. “Polemiğe, yarışmaya, kendini göstermeye kalkışmayan ama yağcılık da yapmayan, nevi şahsına münhasır” bir yapı hayal edilmiş. “Tasarımcısını değil, halkı ve onun sanatla ilişkisini öne çıkaran” bir mimari yaklaşım benimsenmiş.

 

Neue Nationalgalerie, Mies van der Rohe, 1968

 

Berlin Philharmonic, Hans Scharoun, 1963

 

Museum des 20. Jahrhunderts , Herzog & De Meuron, 2016-2019. Görsel: Herzog & De Meuron

 

Mimarların daha önce Weil am Rhein’da Vitrahaus projesinde kullandığı kırma çatılı “ev” formu ve en son Londra’da Tate Modern’in genişletme binası Switch House‘da uyguladıkları boşluklu  tuğla cephe sistemi bu projenin de öne çıkan tasarım kararları olmuş.

Projenin hemen yanındaki Matthäuskirche’nin de cephe malzemesi olan tuğla, yine mimarların deyimiyle “günümüzün dijital tasarım, üretim ve uygulama yöntemlerine uygun olmakla birlikte tarihi bir duruşu da olan” bir malzeme olduğu için tercih edilmiş.

 

 

Herzog & De Meuron’un açıklamasına göre kırma çatılı “ev” formu aslında ev ile sınırlı kalmayan, farklı yorumlara ve kullanım biçimlerine açık bir kalıptır. Bu çatının altında tıpkı bir depo binası gibi eserlerin saklandığı, bir çiftlik evi gibi üretim yapılan ve hizmet veren, bir tren istasyonu gibi karşılaşmalara, buluşmalara sahne olan, bir tapınak gibi sessizce inzivaya çekilmeye imkan veren mekanlar kurgulanmış.

Kırma çatılı form da aynı yukarıda sözü geçen tuğla gibi hem “çağdaş dijital kültüre uyum sağlayabilen hem de geçmiş uygarlıklardan izler taşıyan” bir mimari eleman olduğu için uygun bulunmuş.

 

 

 

Yeni müze hemen yanındaki yapılar ve içerdikleri kültürel kurumlarla etkileşim içinde bulunurken, farklı girişleri üzerinden kentle olan ilişkilerini kuracak. İçinde çeşitli sergi alanlarının yanı sıra sanat eğitim odaları, gruplar için mekanlar, çok amaçlı bir medya salonu ve kafeterya da bulunacak.

Son revizyonlarla plan kurgusu yenilenen ve dışarıya daha açık bir cephe kazanan müzenin 2019 yılında tamamlanması ve büyük bir açılış seremonisi ile hizmete girmesi planlandı.

 

 

Kaynaklar

Herzog & De Meuron web sitesi, https://www.herzogdemeuron.com/index.html

Kulturforum Berlin web sitesi, http://www.kulturforum-berlin.de/

 

Pin It

BU MAKALELER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR